Showing posts with label anne. Show all posts
Showing posts with label anne. Show all posts

Bebek Kapı Süsü ve Şeker Arabası

Oğlum 18 aylık olmasına rağmen yeni fırsat buldum bu posta. Bebek hazırlıkları için EONOMİK davranmaya gayret ettim. Mesela burada fotoğrafını gördüğünüz BEBEK ŞEKERİ ARABASInı bir arkadaşımdan ödünç aldım. Buradan kendisine tekrar teşekkür ederim. Bu araba AHŞAP BOYAMA yani el emeği göz nuru!



Kapı süsünü ise kardeşimden ÖDÜNÇ ALDIM! Onun bebeği KIZ. O yüzden kapı süsünün üzerinde PEMBE objeler vardı. Ben de fotoda görüldüğü gibi MAVİ küçük süsler aldım, kapı süsünü ERKEK için düzenlemiş oldum!




Şimdi kardeşim 2. kızına hamile, şimdi bu süsü tekrar KIZ SÜSÜNE çevirme vakti geldi!

Yaşasın arkadaş ve akraba dayanışması! 

Bencil Batılılar!

Şu habere bakar mısınız yaa? Bebeğinin bezi kokuyor diye kadını otobüsten indirmişler. Töbeee... Sanki kendileri hiç bebe olmadı, altına işemedi! Sanki kendilerinin çoluk çocuğu yok? ( o kadını otobüsten indiren şöförün kesin çocuğu yoktur da neyse...)

Yer neresi mi ÖZGÜRLÜKLER ve GELİŞMİŞLİKLER ÜLKESİ ABD!




Bu nasıl bir bencilliktir ya? Sen 10 dakka pis koku almayacaksın diye bebekli kadını yollarda mağdur et! Bunun insanlığa sığar yanı var mı? Azcık EMPATİ! Siz BATIlılar değil misin uyduruk kişisel gelişim kitaplarınızla bize EMPATİ YAPMAYI ÖĞRETEN? Ama doğru siz o empatiyi sadece KAZANÇ SAĞLAMAK için, PARA KAZANMAK için vb. yaparsınız. Biz geri kalmış DOĞUlular gibi ALLAH RIZASI, KARDEŞİNİN DERDİYLE DERTLENMEK gibi kavramlar sizin lügatinizde yer almaz!

Bu haber bencil, zevk- sefa düşünü, kapitalist,dinsiz batıyı bir kez daha gözler önüne sermektedir bence... Belki ANNE olduğumdan bu duyarlılığım... Ama ne fark eder ki? Yapılan çok büyük bir edepsizlik! Annelikle falan alakası yok. Her insan aynı tepkiyi vermeli bu habere!

Bir de özür dilemişler... BAK SEEENN? Nasıl özürse onu da anlamadım. Yok çalışanımız çok iyi bir şöfördür, yok bilmem ne! Böyle özür olmaz olsun!


İşte haber:

ABD'nin Seattle şehrinde toplu ulaşım yetkilileri, çocuğunun bezinden koku geldiği gerekçesiyle otobüsten indirilen kadından özür diledi.

Metro Transit şirketinin yetkilileri, kadından özür dilerken, yasalara aykırı karar vermeyen ve diğer yolcuların rahat etmesi için hareket eden şoförün ceza almayacağını bildirdi.

Yetkililer, 9 yıldır meslekte bulunan şoförün çok iyi bir çalışan olduğunu da kaydetti.

Anne Nichole Hakimyan, olayın ishal olan 1 yaşındaki oğlunu kliniğe götürürken meydana geldiğini, şoförün otobüsten inmesi için ısrarda bulunduğunu, çocuğunun bezini değiştirdikten sonra başka bir otobüsle kliniğe gittiğini ve dava açmayı düşündüğünü belirtti.

Kaynak: AA

http://www.haber7.com/neler-oluyor-hayatta/haber/942360-bezi-kokan-cocuk-icin-ozur

Anne olmak?

Bu haberi henüz okudum ve çok karışık duygular içindeyim. Elbette insanların ilk vereceği tepki ANNEYİ SUÇLAMAK! Ama bir de anne tarafından olaya bakmak lazım. Annenin suçlu olduğu kesin ama onu bu suça iten ne acaba?

HABER ŞÖYLE:



"ABD'nin Tennessee Eyaleti'nde yaşayan 25 yaşındaki Samantha Harper, gürültü yapan 3 yaşındaki oğlu Daniel ve 2 yaşındaki kızı Savannah'ı otomobile kilitledi.

Eve dönen Harper kanepede uyuyakaldı.

40 derecede yaklaşık 2 saat otomobilde kalan çocuklar ise havasızlıktan öldü.

Uyanır uyanmaz aracın yanına giden Harper, çocukların cansız bedenleriyle karşılaştı.

Hemen çocukları otomobilden çıkaran ve ambulans çağıran canavar anne gözaltına alındı.

Harper "Sadece biraz kafamı dinlemek istemiştim. Çok pişmanım" dedi.
Kaynak: İHA"

http://www.haber7.com/amerika/haber/912520-anne-uyuya-kaldi-cocuklari-oldu


Herkesin bir dayanma sınırı var. Ve eğer iki tane küçük bebeğiniz varsa 2-3 yaşlarında kafayı yemeniz gayet normal! Böyle bir anneye birinin destek olması ŞART! Belki kadın gerçekten çok bunaldı ve azıcık kafamı dinleyim dedi.

Tabi 2 ve 3 yaşındaki çocuklar 5 dakika dahi yalnız bırakılamaz, birbirlerine bile zarar verebilirler çünkü. Ve anne arabanın camını en az 1-2 cm açık bırakmayı akıl edememiş ne yazık ki....

Çok acı bir olay. Kim bilir anne şimdi ne haldedir? Nasıl bir suçluluk, pişmanlık içindedir. Bu olaydan önce psikolojisi nasıldı bilemem ama bu hadiseden sonra psikolojisinin normal olabileceğini düşünmüyorum.

Şu suçlu bu suçlu değil mesele! Anne ne kadar bunaldı ki canlarını arabaya kitleyecek duruma geldi. Hiç bir anne evladına kıyabilir mi? Annenin bunu isteyerek yapmadığına ve şu anda kahrolduğuna eminim!

Rabbim tüm masum yavrucakları korusun, annelere de bol bol sabır ve yardımcı kimseler nasip etsin. AMİN!

Kirli, Mutlu, Çocuklu!


Annelik üzerine bir gönderi.

Annenin en temel görevlerinden biri de elbette bebeğinin karnını doyurmaktır. Bunu Allah vergisi ana sütüyle sağlamanın yanı sıra bir süre sonra ek gıda zaruret haline gelmektedir. bu ne yaa akademik bir dil mi kullanıyorum ne?

Eğer çocuğunuz benimkisi gibi İLLA KENDİM YİYECEĞİM diyorsa seçenekler şunlardır:

1- siz zorla yedirirsiniz, etraf temiz kalır, ama çocuk psikolojik ve sosyolojik olarak uzun vadede çooook sıkıntılarla karşılaşır.


2- Kendisinin yemesine izin verirseniz,

Çocuğunuz yemek yerken sadece ağzı ile bu eylemi gerçekleştirememekte aynı zamanda tüm kıyafetleri, kafası, saçı hatta çorabı bile YEME eylemine bil fiil iştirak etmektedir. Keşke bu kadarla kalsa! Bir de ev ciheti var; halı, koltuk, sandalye, duvar vb... Bu kadar mı? Ne yazık ki hayır. Sürekli, sizinle irtibat halinde olan yavrucuğunuz sizin üstünüzü başınızı da bir güzel batırır. Üst baş derken mecazi anlamda değil gerçek anlamda! Saçlarınız muhallebi oluverir bebeğinizin o minicik elleri sayesinde...

Bu durum üzerine iki seçenekle daha karşılaşırsınız:



A- İdeal olanı, her yemek sonrası bebeğinizi ve kendinizi banyoya, tüm kıyafetleri de kirliye atmaktır. Bir de halıları silmek felan...

B- Ben bu ideal olanı yapacak gücü kendimde görmediğimden B şıkkını uygulamaktayım şöyle ki: Önlüklerin en kocamanından almak, çocuğu zapdedebildiğim müddetçe mama sandalyesinde oturtmak, yemek sonrası saçlar da dahil olmak üzere yüzünü, elini yıkamak, kıyafetlerini ve kıyafetlerimi silmek... bebeğimin sadece mutfakta ve balkonda yemesine izin veriyorum, mutfak halısını zaten gözden çıkardığım için çok sorun olmuyor... Bu gün az biraz özgürlük vereyim dedim, yatağın çarşafın arasından köfte çıktı! Çarpılcaz bu gidişle... Özgürlük var ama sınırlı özgürlük. Mutfak ve balkonda döksün, saçsın, yesin, içsin...

Böyle yazınca sanki çok bir yiyormuş gibi oldu... Yediğinden değil, eğlencesinde o, 1 kaşığın çeyreğini yer, 3 kaşığı etrafa atar...

Anaokuluna hatta ilkokula giden kocaman çocukların ağzına anneleri yemek veriyor veya da tabakla peşinden koşuyor. Amman kınamayalım şimdi de.... :) İnşallah ben öyle bir anne olmam. ( Şu an ben de tabakla peşinden koşuyorum ama büyüyünceyi kasteddim.) İşte bu yüzden döksün saçsın kendi yesin taraftarıyım!

Başta şunu kabul etmek lazım. Bu çocuk pasaklı, ben de anası olarak saçaklı saçaklı ortalıkta dolanacağım. Mutfak halısının desenleri yemek lekeleriyle güzel bir sentez oluşturacak. Her sabah giydiğim ve giydirdiğim kıyafetler akşama kadar 3-5 kez mutasyona uğrayarak renkten renge desenden desene girecek. Ve ben tüm bunları ÇOK NORMAL olarak kabul edeceğim. İşte bunu başarırsak çocuğumuzu da kendimizi de yıpratmamış oluruz.


Bu yazı da çok hoşuma gitmişti. Buraya CUK oldu şimdi! Kendimizi mi kandırıyoruz bilmem ama...

Ahhh ahhh dinlemiyoruz Allah'ın Rasulünü sonra geliyor başımıza. " "Kınamayınız, kınadığınız şey başınıza gelmedikçe ölmezsiniz" buyuruyor bir hadis-i şeriflerinde. Ben neyi mi kınadım? Bir yakınımızın çocukları elinde ekmekle evi fır dolanıyordu tüm gün işte onları... Aslında çocukları değil de annelerini kınamıştım " Niye çocuklara besleyici bir şey yedirmiyor?" diye... İşte şimdi başımda. Bizimkisinin en sevdiği şey elinde kuru ekmekle gezmek!

Bebek Bezi ve Boykot


Bebek deyince ile akla gelen şey elbette ki BEBEK BEZİdir! İdealist anne ayaklarında olan ben YIKANABİLİR bebek bezlerini çokça incelemiş, ciddi ciddi düşünmüş ama cesaret edememişimdir. Ben normal çamaşırlarımızı zor yıkayıp, kuruturken bir de bu bezlerle baş edemeyeceğimi düşündüm. Ama kendine güvenen annelere tavsiye ederim. Malum her bebek bezi doğada bilmem kaç yüzyılda yok oluyor..... Türkiye'de bu bezleri bir iki firma çıkarıyor, google amcaya bir danışın derim.

Bebeğime bez seçerken de BOYKOT ürünü olmamasını dikkate aldım. Şuan piyasada en iyi olduğu söylenen PRİMA boykot malları listesinde zaten, bunu herkes biliyor ama pek umursamıyor ne yazık ki...

Bu bez seçiminde beni esas şaşırtan ise şu oldu. Bebek bezi piyasasından haberim olmadığından CAN BEBEyi Türk malı zannediyordum. HACI ŞAKİR misali ismine aldandım yani. Ama bir baktım ki yüzde yüz yabancı firma!

Kullanabileceğim markalar belliydi MOLFİX, EVY BABY, BABY STAR. Hepsinin isimlerinin GAVURCA olması da ayrı biz yazı konusu...

Markette MOLFİX'in en küçük boyunu bulabildiğim için MOLFİX'e başladım ve memnun kaldığım için devam ettim.


ÜLKER grubuna ait olan BABY STAR'ı merak ettiğim için uzun aralıklarla iki paket kullandım. Molfix'in daha kaliteli olduğunu söyleyebilirim. En önemlisi Baby Star'da esnek yan bantlar yok.

Şimdi gelelim tekrar PRİMA'nın en iyi bez olduğu muhabbetine... Ben de bir kaç kez arkadaşlardan almak suretiyle prima kullandım ( Yani oğlum kullandı :), sordum oğluma çok memnun kalmış :) ). Prima'nın daha kaliteli olduğu kesin. Ama daha az kalitelisi yani MOLFİX de benim işimi görüyor. Sürekli prima kullanan bir yakınım MOLFİX'e başladı bebeği pişik oldu. Ben de ona dedim ki " Benimki baştan beri MOLFİX kullanıyor, pişik falan da olmuyor, senin ki PRİMA'nın lüksüne alışmış :)."

Bir de ben biraz pimpirikliyimdir elin gavurunun yaptığı malın bebeğimin cildine ha bire temas etmesini, istemem!

Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı! :)

NOT: Ne zamandır elim varıp da yazamadığım bu yazıya vesile olan Bursalı anne adayına teşekkür ederim :) .

Anne Sütü Mucizesi


, k

Allah'ın en büyük mucizelerinden biridir ANNE SÜTÜ! Hem anneye kolaylık, hem bebeğe sağlıktır! Ağlayan bebek için susturucudur. Bu sayede gece gece mama hazırlama derdine düşmeden, yarı uyur yarı uyanık olarak sakinleştiriverirsiniz bebeğinizi.
Her daim hazırdır, ılıktır, anti baktiriyeldir, hijyeniktir, sağlıklıdır, bedavadır.... Bilinen şeyleri sıralamak istemiyorum uzun uzun...

Hele benim oğlum gibi asla yerinde duramayan, kucağınızda oturma alışkanlığı olmayan kıpır kıpır bir evlada sahipseniz ancak onu emzirirken kucağınıza alıabilirsiniz. Ancak bu sayece bebeğiniz ile yakın temasa geçer, onu sever, onunla konuşur, onun için seslice dua edebilirsiniz.

Kur'an'da yüce Rabbimiz iki yaşına kadar emzirmemizi tavsiye eder.

"- Anneler, çocuklarını, emzirmenin tamamlanmasını isteyenler için tam iki yıl emzirirler. Çocuk kendisine ait olan babaya da emzirenlerin yiyecekleri ve giyecekleri geleneklere uygun olarak bir borçtur. Bununla beraber herkes ancak gücüne göre mükellef olur. Çocuğu sebebiyle bir anne de, çocuğu sebebiyle bir baba da zarara sokulmasın. Varise düşen de yine aynı borçtur. Eğer ana ve baba birbirleriyle istişare edip, her ikisinin de rızasıyla çocuğu memeden ayırmak isterlerse kendilerine bir günah yoktur. Eğer çocuklarınızı başkalarına emzirtmek isterseniz vereceğinizi güzel güzel verdikten sonra bunda da size bir günah yoktur. Bununla beraber Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görür. BAKARA SURESİ 233"

Emretmez, tavsiye eder. Ama Rabbin tavsiyesini ben emir telakki ederim ve inşallah iki yaşa tamamlamayı istiyorum.

Eğer ki Allah EMRETSEYDİ bizim için FARZ olurdu. Ve o zaman bebeğini çeşitli nedenlerden dolayı iki yaşına kadar emziremeyen anne günahkar olurdu. İşte Rabbimiz her şeyi bildiği için, olabilecekleri bildiği için emretmiyor, tavsiye ediyor...

Ayette bir diğer dikkat çekici nokta "emzirmenin sonlandırılmasına ANNE- BABANIN beraber karar vermesi". Demek ki ne kadar ÖNEMLİ bir unsur ki, ana baba ortak karar almalı!

İlk altı ay sadece anne sütü diyen ve uygulayanlardanım! Ve şuan 13 aylık olan oğluma HİÇ HAZIR MAMA YEDİRMEDİM diye gurur duyanlardanım. Aslında bu gurur duyulacak değil, OLMASI GEREKEN şey. Ama ne yazık ki marketlerde raflar dolusu, fabrikasyon mamalar boy göstermekte! Deemek ki tüketilmekte... Gerçekten çok üzücü....


Anne sütü bize Allah'ın REZZAK ismini ne güzel gösterir! Yani RIZIK VEREN! O minnacık masum bebeğin bünyesine uygun maması hazırdır doğardoğmaz!

Daha da muhteşemi bebeğin büyümesine göre sütün kimyasanın değişmesidir! Üç aylık bebeğin sütü ile 7 aylık bebeğin süt muhtevası farklıdır. Birini diğerine versen ya kabız olur ya ishal ya da gaz! Bunu öğrendiğimde Allah'ın yaratıcılığına olan hayranlığım kat kat arttı!

Anne olmak insana hiç yaşamadığı duyguları yaşatır, Rabbin azametine, kudretine, yaratıcılığına şahitlik dereceni arttırır. Tabi görmesini bilene!

Bebeğimin olması, Allah'ın varlığına dair gördüğüm en büyük delildir. Onu da burada anlatmıştım.

Evlatlarımız alim olsun, salih olsun, takva sahiplerine örnek olsun! AMİN!

Soğuktan Ağlayan Çocuk ve ( Rahmetli) Annesi....


İlk defa bir habere karşısında bu kadar acı hissettim, suçluluk hissettim!
26 yaşındaki anne çocukları üşüyor. Elindeki 6 lira ile odun almaya gidiyor… Araba lastiğini kesip yakmaya çalışıyor olmuyor… Oğlunun eline ısınması için saç kurutma makinasını verip yan odada kendini asıyor. 2 çocuk, biri yedi aylık! Masum her şeyden habersiz uyuyor…

Bu olaydan hepimiz sorumluyuz! Tüm Türkiye hatta tüm dünya! Ve belki bu olayın benzerleri yaşanıyor pek çok yerde! Biz ise keyfimizde sefamızdayız. Kaloriferli evlerimizde, kablosuz internetimizden bloglarımızı güncelliyoruz……..

Allah affeder bu anneyi inşallah. Ben affedeceğini ümit ediyorum. Evet intihar affı olmayan bir suçtur ama ben o esnada o gencecik annenin bir kriz anı yaşadığını, aklının başında olmadığını düşünüyorum! Aklı başında olmayanın ise günahı olmaz güzel dinimizde. Başka türlüsü olmaz zaten! Sana muhtaç iki çocuk, soğuk ev, üç gündür yemek pişmemiş, elde var altı lira! Rabbim taksiratını affetsin! Evlatlarına hayırlı bir gelecek nasip etsin inşallah!

BEN NE YAPABİLİRİM Kİ? mi diyoruz? Evet belki direkt o anneye ulaşamazdık, ondan haberdar olmazdık ama onun benzerlerine ulaşabiliriz! Ve Allah bize sorar ahrette SOĞUKTAN AĞLAYAN BEBEKLER VARKEN SEN EVİNİ DEKOR ETMENİN PEŞİNDEYDİN diye…. Hesabımız zor hem de çooook zor!

Sadaka, sadaka, sadaka! Zekat, infak, hayır, yardım.... Adına ne derseniz artık... İnsan olmamız için vermemiz lazım. Rabb'in bize emanet ettiğini, aslında bizim olmayanı vermemiz lazım! Bol bol, çok çok, canımızı acıtasıya vermemiz lazım! Nefsimize ağır gelmesi lazım! Kendimizi zorlaya zorlaya vermemiz lazım. İçimizden bir sesin BU KADAR ÇOK VERME! diye çırpınması lazım! Belki ihtiyaçlarımızdan vazgeçercesine vermemiz lazım! …. Ki o zaman belki hesabımız az biraz kolaylaşır…

Bu hadiseden hepimiz tek tek sorumluyuz! Kimse kendini masum hissetmesin!

Bitmez Tükenmez "GAVURCA MERAKI"



Gerekli gereksiz her yerde gavurcanın kullanılmasına şiddetle karşıyım. Bir alışveriş merkezine gidiyorum herşey gavurca! Hangi ülkede yaşıyoruz belli değil. Ben kendi özel hayatımda buna dikkat etmeye çalışıyorum. En basiti konuşurken (arada dilimden kaçsa da) yabancı kelime kullanmamaya çalışıyorum. Bununla ilgili bir de yazı yazmıştım önceleri.

Bir diğeri de üzerinde gavurca yazılı kıyafetler, dekorasyon eşyaları, kumaşlar, takılar vb. almıyorum. Veya da almamaya çalışıyorum. Kendi kıyafetlerimde bu kuralımı ihlal etmiyorum ama sıra bebeğimin kıyafetlerine gelince iş değişiyor.


Çocuk kıyafetlerinin hemen hepsinin üzerinde GAVURCA YAZI VAR! Kocaman CARS yazmışlar, vay beee ne havalı,ARABALAR yazsa komik olur belki de . SPRING, BE HAPPY, SWEET yazmışlar, İLKBAHAR, MUTLU OL, ŞİRİN yazmıyorlar nedense? Tekstilde bu denli ilerlemiş, ihraç şampiyonu bir ülkenin kendi ülkesi sınırları içerisi için yaptığı üretimler de bile bu denli ÖZENTİ ve KOMPLEKSLİ olması beni çok şaşırtıyor ve üzüyor!



Mesela dekorasyonda da VİNTAGE tarzını çok beğeniyorum. Ama o tarz çoğu eşyanın üzerinde italik narin karakterlerle yazılmış yazılar mevcut ne yazık ki.

NOT: GAVURCA kelimesi bilinçli olarak kullanılmıştır. Bu konularda hiç hoşgörülü değilimdir.

Bebek Hazırlığı- Göğüs Ucu Kremi

Hamile olana kadar ne göğüs ucu kreminin ne de göğüs pedinin varlığından haberim vardı. Hayat her şeyi zamanı gelince öğretiyor! Bir anda UZMAN oluveriyorsunuz daha önce hayatınızda hiç yeri olmayan konularda.

Hamile olan birinin yakınında bilinçli bir YENİ ANNEnin olması lazım! Çünkü zaman ilerledikçe her şey değişiyor. Kendi annelerimizin 20-30 yıl önceki annelikleri bizim ihtiyaçlarımızı karşılayamayabiliyor. Ya da internet güzel bir nimet deneyim sahibi insanlara ulaşmak için.

Şimdi göğüs ucu kremi ile ilgili deneyimlerimi paylaşacağım bu gönderide. Hamileyken karnım çatlamasın diye karnıma kakao yağı, gliserin, zeytin yağı, badem yağı, kayısı yağı gibi yağlar sürüyordum her gün. O yağlardan göğüslere de sürmek gerekiyor. Çünkü süt üretimi ile göğüslerde de büyüme ve çatlaklar oluşuyor. Tabi ne kadar yağ sürseniz de çatlaklarda en önemli faktör vücut yapısı yani kalıtsal özellikler…

Neyse konumuza gelelim, hamileyken LANSİNOH göğüs kremi aldım. Doktor haftada 1-2 kez sürmemi söyledi son 1-2 ayımda. Doğumdan sonra ise her emzirmeden sonra mutlaka sürüyordum. Lansinoh kremin içinde kullandıktan sonra temizlemeye gerek olmadığı yazılıydı ama ben minicik oğluma kıyamadığım için ilk günler emzirmeden önce göğsümü yıkıyor veya ıslak pamuk ile temizliyordum. Zamanla göğüs emilmeye alışıyor ve krem kullanmaya gerek kalmıyor. Onu herkes kendi durumuna göre ayarlamalı.

Mesela hamile olmadan önce Lansinoh'u hiç duymamıştım. Meğer ne büyük bir markaymış :). Emzirme ürünlerinde otoriteymiş de haberim yokmuş :).


Sonraları bebek 3-4 aylıkken göğsümden problem yaşadım. Pazar günüydü, nöbetçi eczaneden ancak GARMASTAN adlı kremi buldum. Lansinoh’ a kıyasla daha bir İLAÇ havası var bu kremin paketinde! Bu kremden de memnun kaldım ama olumsuz özelliği emzirmeden önce karbonatlı su ile göğsü temizlemek gerekiyor. Bir de rengi MAVİ, pek hoş bir görüntü olmuyor sürünce…



Her annenin doğum çantasında göğüs kremi bulunmalı! Ben belki kullanırım belki kullanmam diyerek LANSİNOHun en küçük boyunu almıştım. Bana yetti ilk etapta.

Hamilelik ve ilk annelik bir kadının en çok bilgiye, deneyime ihtiyaç duyduğu dönem, kendimden biliyorum :). Onun için de deneyimlerimi paylaşıyorum...

Bebek Hazırlığı - Bebek Şekeri

Bebeğiniz dünyaya teşrif edince elbette sizi ve bebeğinizi ziyarete gelenler olacak. Onlara şeker, çikolata ikramını hoş bir şekilde sunmak artık çok yaygın. Ben de hamileliğimde bu işleri hallettim, doğum sonrası malum dışarı çıkmak ve bebekten başka şeylerle ilgilenmek çok zor! Ben ikram ettiğim çikolataları kendim yaptım. Artık hamileliğim çok ilerlediği için KIZILAY'a gidip daha güzel tüllerden alamadım. Mahalledeki kumaşçıdan klasik tül aldım, yeterli de oldu bence. Sonuçta yenilip çöpe atılıyor!
Şölen markasının MİLANGO adlı çikolatası gördüğünüz, üstüne de iki tane içi üzümlü draje çikolata koydum. Onlar az olunca bir de Şölen OCTAVİA çikolatalar ile hazırladım. Beyaz organze kurdale ve çiçek, emzik gibi aksesuarlarla bağladım, bu kadarcık!
Alttaki bebek şekerinin malzemesini arkadaşım için ben seçtim, o da yaptı. Onun içinde de çikolata vardı ama yedim tabii :) Onun malzemesini Kızılay’dan aldık. Onun tülü daha ince ve parlak. İncecil tül, emzik ve kağıt çiçekler…
Alttaki fotoğraftaki biberon da başka arkadaşımın bebek şekeriydi. İçi TAŞ parçaları şeklinde çikolata ile yarısına kadar doluydu. Afiyetle yedim, süperdi :) Mandallı çantayı da hamileyken aldım bir düzine, ama sonra ondan bir şey yapmadım, kaldı yani onlar… Üzerinde iki tane normal mandal şeklinde mandal takılı. Ankara’da SULUHAN’dan aldım. Bebek şekeri toptancıları genelde orada.
Bu da eşimin iş yerinde dağıtmak için aldığı çikolata. Bunun da baktım tadına, güzeldi :). Fotoğrafta küçük gibi çıkmış aslında baya büyüktü...
Bir de evde bebeğim için Kur'an okurken dağıtmak için yaptırdığım buzdolabı süsü var. Onu da bir ara eklerim inşallah. Bunlar olmasa da olur mu? Olur Elbette. Ama ekonomik şekilde böyle hoş şeyler hazırlamak çok da zor değil!

Bebeğe Hazırlık - Kulak Çubuğu

Daha Önce bebek hazırlıklarından biraz bahsetmiştim. Hamileyken aldığım ve memnun kalarak kullandığım bir ürünü tanıtacağım size: " Bebekler için kulak temizleme çubuğu".



Her anne evladını en güzel şekilde yetiştirmek için çabalar ama özellikle yeni anneler pek çok konuda deneyimsizdir. Bundan dolayı internet ve özellikle deneyimlerin birinci ağızdan paylaşıldığı bloglar bence annelere yol göstermesi açısından çok faydalı. Bu düşüncemden dolayı memnun kaldığım bir ürünü tavsiye etmek istiyorum. Bebek bekleyenlere ve yeni annelere duyurulur!

Bazen bir ürünü alıyoruz ve ya hiç kullanmıyoruz ya da çok da gerekli bir şey olmadığını farkediyoruz sonradan. İşte bu yüzden de ürünü kullanan kişinin deneyimi çok faydalı oluyor. Çoğu insan "aman ne gerek var bebek için ayrı kulak çöpüne, bunlar da abartmış olayı" diyebilir. Ama hiç de öyle değil! Fotoğrafını da çektim ki nasıl bir şey olduğu tam anlaşılsın diye. Gerçekten de güvenli.



Banyo yaparken az da olsa bebeğin kulağına su kaçıyor. Ben her banyo sonrası hem kurulama maksatlı hem de temizlik maksatlı kullanıyorum.

NOT: Ha bir de banyoda burna da su kaçıyor, banyo sonrası burun aspiratörü ile bir de burun temizliği çok iyi oluyor :))

Bebeğe Hazırlık

Şu an bebeğim 6 aylık. Ama elbette her anne adayı gibi hamileliğimde bebek için hazırlıklar yaptım. Hamilelikte hele de ilk bebeğiniz ise bazı gereksiz şeyleri de alabiliyor insan. Hem özeniyor her şey tam olsun istiyor yavrucağı için hem de deneyimsizlikten dolayı bazen abartabiliyor olayı.

Ben bloglarda bebeğime ŞUNU aldım AAA BAKIN BUNU DA ALDIM diye nispet yapar gibi yayın yapmaya karşıyım. Fakat annelere ve anne adaylarına fikir vermesi açısından, deneyimlerimi aktarmak maksadıyla bazı paylaşımlarda bulunacağım.




A: Bebedor Bebekler için özel üretilmiş kulak çöpü
B: Bebedor Tırnak Makası
C: Nuby Burun aspiratörü
D: Bebeğin alt temizliği için PAMUK
E: Alt temizliği için yenidoğan özel ISLAK PAMUKLU MENDİL

NOT: BU fotoğrafı hamile iken çekmiştim. Hamileyken bebek hazırlıklarınızın fotosunu çekmenizi öneririm. Belgesel niteliğinde, güzel anı fotoğrafları oluyor!

Bir de burada yazdığım ürünleri daha ayrıntılı tanıtmayı düşünüyorum ilerleyen günlerde.

Doğum ve Ben




Doğumumla ilgili hem yazı yazmayı hem istiyorum hem de istemiyorum. Anlatıp rahatlamak istiyorum ama bir yandan da hatırlayıp üzülmek istemiyorum…

Kısa bir özetle 9 ay 16 gün boyunca NORMAL doğum için kendimce çabalamama, dua etmeme, doktoruma ısrarla bu isteğimi vurgulamama rağmen ben de “sezaryenzede” oldum. ( bu kelimeyi de şu an uydurdum. Belki benden önce başkaları da bulmuştur ???)

Bebek 9 ay 16 günlük oldu, ultrasonda 3.750 ağırlığında çıkıyor, daha fazla büyümesin diye hiç sancım yokken suni sancı verildim. Bebeğin kakasını yapması sonucu sezaryen oldum.

Ameliyata ağlayarak girdim, lohusalığımda da çook ağladım… Hala içim rahat değil… “Acaba gerçekten sezaryen olmam gerekiyor muydu? Yoksa doktor beni kandırdı mı?” diye düşünüyorum hala… Yapacak bir şey yok elbet… Olan oldu artık… “Evladım sağlıklı çok şükür! ” deyip kendime moral vererek konuyu kapatmaya çalışıyorum…

Her şeyin doğal olanından yana olan ben, elbette tam bir NORMAL DOĞUM taraftarı ve savunucusuyum… Gel gelelim durum böyle işte…

Arada hamilelik ve doğum anılarımı da paylaşırım. Eeee ne de olsa kadınların doğum hikayeleri bitmezmiş di mi 

Yeni Nesil Yardımlaşma



Bebeklerin hiç mi hiç eskitmeden kıyafet küçülttükleri bir gerçek. Onun için YAŞASIN ANNE DAYANIŞMASI! Ben (çok şükür maddi durumumuz yerinde olmasına rağmen) oğlum için verilen tüm kıyafetleri seve seve kabul ediyorum. Çünkü bebeğim çok çabuk büyüyor!

Burada oğluna küçük gelen kıyafetlerini paylaşıyor Tanya hanım. Bence örnek alınması gereken çok hoş bir davranış.

Ben ne mi yapıyorum Muhammed'e küçük gelenleri? 2. bebişim veya da kardeşimin müstakbel bebişi için saklıyorum.

Bazılarını da eşimin köyüne götürüyorum ki orada gerçekten çook ihtiyacı olanlar var.

Ama başka bebek düşünmeyen veya da çevresinde verecek kimsesi olmayanlar için bu bloglar güzel nimet!

Dikkat! Bu Bebek Büyüyor...


Yıllardır kucaklarında saatlerce bebeklerini taşıyan annelerin nasıl buna dayanabildiklerine bir de kucaklarında bir çocuk otururken nasıl yemek yemeyi başardıklarına şaşırırdım. 'DIM' diyorum çünkü ben de artık o sürece girmeye başladım. Muhammed sürekli kaşık çatalı tutmaya çalışsa, ani hareketlerle masaya atılsa da şimdilik idare ediyoruz.

Olayın mantığı şu aslında. Bu bebişler minicikken mesela 3 kilo 600 gramken oları kucakta taşımaya başlıyorsunuz, 3.750- 4.000- 4. 350- 5. 200 - 6- 7- 8... derken kol kaslarınız da taşıya taşıya zamanla güçleniyor. Allah'ın verdiği güç ve sabırla bu işin üstesinden geliyorsunuz.

Yemek mevzuda benzer aslında. Önce etkisiz eleman olarak kucağınızda oturuyor bu bebiş sakin sakin. Sonra elinizdeki kaşığın hareketlerini gözüyle izlemeye başlıyor, sonra başını çevirerek takip ediyor, bir sonraki aşamada eliyle kapmaya çalışıyor ( ki biz tam buradayız şu an)... Bebekler aşama aşama geliştikçe anneler de boş durmuyor, bu gelişmelerle başa çıkma kabiliyetleri geliştiriyor :))

Daha 5 aylığız, yolun başındayız :))

Bebeğini Ayrı Bir Birey Olarak Kabul Edememek


Bebeğim olmadan önce şöyle konuşanlara sinir oluyordum: sabah 7'de uyandık, babamızı işe yolladık, bugün 2 kez kaka yaptık vb. Bu ne yaa? O bebek 3 günlük bile olsa AYRI BİR BİREY, sen de onunla TEK VÜCUT DEĞİLSİN! Onun babası başka, senin ki başka. O kakasını kendi yapar, sen de kendin. Töbe töbe...

Bebeğim olmadan önce sinir olduğum bu tür konuşmalara hala sinir olmaktayım. Anne olunca bu düşüncem hiç değişmedi. Çocuğunun ayrı bir insan olduğunu doğumdan itibaren kabul edemeyen bu bünyeler ilerde şunları da yapıyor; çocuk biraz büyüyüp arkadaşıyla kavga edince kocaman haliyle olaya müdahil olmak, çocuğuna kimsenin en ufak eleştiri yapmasına müsade etmemek ( çünkü çocuğa gelen eleştiriyi kendine yapılmış eleştiri olarak algılıyor...), çocuğunun gideceği üniversiteyi, evleneceği kişiyi seçmek vb. liste çoook uzar. İşte bunun temeli taa o zamandan atılıyor.

Bebeğim 4 aylık ama o da bir birey. Sevdiği, kızdığı, korktuğu, heyecanlandığı şeyler var. bir olaya nasıl tepki vereceğine kendisi karar veriyor. Beni de hiç tınlamıyor. Gayet özgür takılıyor... Çünkü onun kendine göre bir algısı var. Şimdiden bir İNSAN olduğunu davranışları ile açıkça ortaya koyuyor.