Pepee'nin şarkıları meşhur malumunuz. Ama ilk kez benim dikkatimi ILGAZ ANADOLUNUN SEN YÜCE... şarkısı ile çekti. İlkokul 5'e giden yiğenim büyük bir zevkle şarkıya eşlik etti ve ilerleyen günlerde bu şarkıyı dilinden düşürmedi. "İŞTE BUDUR!" dedim kendi kendime. Bizim millettimizden bir çizgi film karakteri, bizim coğrafyamız, bizim şarkılarımız! Ülkemizde ILGAZ diye bir dağ olduğunu pek çok çocuk Pepee sayesinde öğrenmiş oldu!
Ben bunun sevincini yaşarken bir ikincisi çıktı piyasaya; ÇAY ELİNDEN ÖTEYE GİDELİM... Hem de horon tepiyor Pepee ! Yiğenim bu kez de bunu doladı diline! Geçende de halay çekiyordu, GÖĞSÜME VURA VURA ÇÜĞRÜTTÜM SOL YANIM HEY diyerekten...
İşte bu yüzden seviyorum Pepee'yi. TRT'yi de tebrik ediyor, saygılarımı iletiyorum yetkililere. Bu ülke güzel yapımları hak ediyor. Ve kaliteli yapımlar halk tarafından sahipleniyor. Bunun en güzel örneği Pepee. Gavurca değil, özenti değil!
Anaokulu seviyesine yönelik olmasına rağmen 5'e giden yiğenim de izliyor Pepee'yi, biz büyükler de izliyoruz valla ne yalan söyliyim şimdi :)
Ama eşimle benim en sık söylediğimiz şarkı: iki ekmek aldım, eve gidiyorum...
En eğitici bulduğum şarkı ise: Çişimiz tuvalette...
Hamilelik, doğum, kilolar, ev işleri, pasta börek gibi erkekleri bayan, kadınların ise vazgeçilmezleri olan konulara engin birikimimle burada değineceğim :)
Showing posts with label çocuk eğitimi. Show all posts
Showing posts with label çocuk eğitimi. Show all posts
İyi ki Varsın PEPEE!
Pepee geçen yıl da vardı ama şu son dönemde yıldızı iyice parladı. Ben en başından beri severek takip etmekeyim kendisini. Kırtasiyeler PEPEE kitapları, dergileri çantaları, oyuncakları, çalışma masası hatta lazımlığı ile dolu! Bu kapitalist düzende bundan daha doğal birşey olamazdı. Rayting alan, çocukların dünyasında yer tutan tüm karakterler, insanların kırmakta en çok zorlandıkları çocukları için tüketim kozu olarak kullanılmakta.
Olayın tüketimi körüklemesi bir yana ben her yerde PEPEEyi görmekten mutluyum. Çünkü o İÇİMİZDEN BİRİ! Milletvekili sloganı gibi oldu :). Artık örümcek adam ve barbie görmekten BÖÖ geldi. Ve işin kötüsü başka alternatif de yok. Düpedüz bir dayatma var. Bizim küçüklüğümüzde şirin ayıcıklar, kedicikler süslerdi herşeyi. Kızı da erkeği de aynısını kullanırdı. Çocukça, masumca, şirinceydi herşey. Kız erkek hepimiz arı mayalı kokulu silgiyle büyüdük yalan mı :)
Şimdi erkek çocuklarına yönelik kırtasiye ürünleri vurmayı, kırmayı tetikleyici resimlerle dolu. Kızlar için sunulanlarda ise tek renk var zaten PEMBE! Barbie'den şikayet ediyorduk bir de WİNX çıktı başımıza! Kız çocuklarının kırtasiye ürünlerinde ise süslü, makyajlı, bol dekolteli, mini şortlu, seksi duruşlu çizgi kahramanlar yer almakta... İşte bu yüzden çocuklar çocukluklarını yaşayamadan hemen KARİZMATİK, HAVALI, JÖLELİ SAÇLI ADAMLARA ve SÜSLÜ, ÇITKIRILDIM, MANKEN EDALI KADINLARA dönüşüyorlar. Ortaokul kızlarındaki kadınsı eda beni dehşete düşürüyor!
Biz büyüdük ve kirlendi dünya. Şimdiki bücürler ilerde bu şarkıyı dahi söyleyemeyecekler...
PEPEE hem kız hem erkek çocuklara hitap eden, gerçekten ÇOCUKÇA bir karakter. KAYU ile aynı kulvarda sayılırlar.
Ben çocuğumun tüm masumluğu ve hayalleriyle çocukluğunu yaşaması için onu ördeklerle, kedilerle, kaplumbağalarla, fillerle büyütmeyi planlıyorum. Tabi başarabilirsem!
NOT: PEPEEnin çakma olduğunu da az biraz biliyorum ama olsun, napalım...
Süper Gözlerim Olsa Allah’ı Görebilir miyim?
İlkokul 5 giden yiğenim için geçen hafta sonu aldığım kitap adı gibi çok ilgi çekici ve eğlenceli! Hikayesi, yazım dili, kurşun boya ile çizilmiş resimleri, eğlenceli notları...
Yiğen kitabı eline alır almaz 32 sayfa okudu, zaten kitap 90 sayfa! Bol resimli ve büyük yazılı... Aslında 5.sınıf için biraz çocukça kalıyor bu yönden. Ama hikayesi ve tasarımı çok hoş. Benim de okuyasım geldi :). Zaten yiğenim sesli okudu ben dinledim sonra da tek tek resimlerini inceledim. İlkokula giden çocuklarımıza tavsiye edilir!
NESİLÇOCUK'tan... ( Fiyatı da çok uygun 5.50 krş ile 4.00 krş arası bir şeycik!)

Bu da kitabın arka kapağında yazanlar:
Kimse bulamasın diye epey saklamıştım ama demek ki eline geçti. Tamam, izin veriyorum
azıcık okuyabilirsin günlüğümü...
Süper Çocuk olduğumu senin öğrenmende bir sakınca yok bence... Aslında Süper Defter’i
okudukça gözlerinde oluşacak şaşkınlığı görmek için sabırsızlanıyorum. Mesela çiçeklerin niye biftek yemediklerini, gökteki yıldızları Salih Amca’nın yapıp yapmadığını, süper parmağımı kestiğimde kimin yarayı diktiğini ve bunun gibi bir sürü zor soruyu bu defterde cevapladım.
Çünkü ben süperim!
İtiraf etmeliyim ki, soruları Süper Babannem cevapladı. Ama olsun! Sonuç olarak, Süper Defter’im, Süper Babannem ve ben muhteşem bir ekip olduk. Zamanla süper gözlerimle
bakarsam Allah’ı görebileceğimi anladım. Belki senin de keşfetmediğin süper gözlerin
vardır ve Allah’ı görebilirsin. Benim kadar süper olamasan da idare ediver artık…
Yiğen kitabı eline alır almaz 32 sayfa okudu, zaten kitap 90 sayfa! Bol resimli ve büyük yazılı... Aslında 5.sınıf için biraz çocukça kalıyor bu yönden. Ama hikayesi ve tasarımı çok hoş. Benim de okuyasım geldi :). Zaten yiğenim sesli okudu ben dinledim sonra da tek tek resimlerini inceledim. İlkokula giden çocuklarımıza tavsiye edilir!
NESİLÇOCUK'tan... ( Fiyatı da çok uygun 5.50 krş ile 4.00 krş arası bir şeycik!)

Bu da kitabın arka kapağında yazanlar:
Kimse bulamasın diye epey saklamıştım ama demek ki eline geçti. Tamam, izin veriyorum
azıcık okuyabilirsin günlüğümü...
Süper Çocuk olduğumu senin öğrenmende bir sakınca yok bence... Aslında Süper Defter’i
okudukça gözlerinde oluşacak şaşkınlığı görmek için sabırsızlanıyorum. Mesela çiçeklerin niye biftek yemediklerini, gökteki yıldızları Salih Amca’nın yapıp yapmadığını, süper parmağımı kestiğimde kimin yarayı diktiğini ve bunun gibi bir sürü zor soruyu bu defterde cevapladım.
Çünkü ben süperim!
İtiraf etmeliyim ki, soruları Süper Babannem cevapladı. Ama olsun! Sonuç olarak, Süper Defter’im, Süper Babannem ve ben muhteşem bir ekip olduk. Zamanla süper gözlerimle
bakarsam Allah’ı görebileceğimi anladım. Belki senin de keşfetmediğin süper gözlerin
vardır ve Allah’ı görebilirsin. Benim kadar süper olamasan da idare ediver artık…
Bebeğini Ayrı Bir Birey Olarak Kabul Edememek
Bebeğim olmadan önce şöyle konuşanlara sinir oluyordum: sabah 7'de uyandık, babamızı işe yolladık, bugün 2 kez kaka yaptık vb. Bu ne yaa? O bebek 3 günlük bile olsa AYRI BİR BİREY, sen de onunla TEK VÜCUT DEĞİLSİN! Onun babası başka, senin ki başka. O kakasını kendi yapar, sen de kendin. Töbe töbe...
Bebeğim olmadan önce sinir olduğum bu tür konuşmalara hala sinir olmaktayım. Anne olunca bu düşüncem hiç değişmedi. Çocuğunun ayrı bir insan olduğunu doğumdan itibaren kabul edemeyen bu bünyeler ilerde şunları da yapıyor; çocuk biraz büyüyüp arkadaşıyla kavga edince kocaman haliyle olaya müdahil olmak, çocuğuna kimsenin en ufak eleştiri yapmasına müsade etmemek ( çünkü çocuğa gelen eleştiriyi kendine yapılmış eleştiri olarak algılıyor...), çocuğunun gideceği üniversiteyi, evleneceği kişiyi seçmek vb. liste çoook uzar. İşte bunun temeli taa o zamandan atılıyor.
Bebeğim 4 aylık ama o da bir birey. Sevdiği, kızdığı, korktuğu, heyecanlandığı şeyler var. bir olaya nasıl tepki vereceğine kendisi karar veriyor. Beni de hiç tınlamıyor. Gayet özgür takılıyor... Çünkü onun kendine göre bir algısı var. Şimdiden bir İNSAN olduğunu davranışları ile açıkça ortaya koyuyor.
Subscribe to:
Posts (Atom)


