Kekiği çok severim, kışın hemen hemen her gün çayını içerim. Ayran ise yazın başlıca içeceğimdir. Bunların karışımından oluşan harika bir tat var; KEKİKLİ AYRAN!
Kekikli ayranı hayatımda bir defa ve bir bardak içtim. Tadını ise hala unutamadım.
Yıl 2008, teyze kızı düğünü için Konya- Silifke yolundayız. Dinlenmek için mola verdiğimiz yere sülalecek bayıldık. Çoluk- çocuk, genç- yaşlı herkes kendi ilgi alanına göre inceleyecek birşeyler buldu kendine.
İşte burada hepimize ücretsiz olarak birer bardak kekikli ayran ikram ettiler. Aman Allahım nasıl bir lezzet öyle...
Aradan geçti 4 yıl, benim aklıma düştü bu ayran. İnternette arayım tarifini falan derken, KEKİKLİ AYRAN deyince herkesin bizim mola verdiğimiz yerden bahsettiğini gördüm. Koskoca Türkiye'de bir orada mı var bu güzellik acaba?
Madem öyle ben de eski fotoğraf arşivimi açayım, bu nadide mola yerini herkeslere bir de ben tanıtayım dedim.
GÖKSU manzarası hem muhteşem hem de dehşet vericiydi. Allah'ın kudretini, yaratıcılığını tefekkür etmek için harika bir manzaraydı. Tabi bizim basit fotoğraf makinamızla bu etki hissedilemiyor ama...
İçerde keyfinize göre bir oturma, dinlenme şekli seçebiliyorsunuz. Şöyle ki;
İster ayaklarınızı uzatıp, yol yorgunu bacaklarınızı dinlendirin.
İsterseniz taburelere ve mini masaya oturup Göksu manzarasıyla çayınızı yudumlayın.
İsterseniz de kocaman salıncağa kurulun :).
Sabundan, zeytin yağına; her türlü ottan, peynir çeşitlerine her bir şey var burada. Biz peynir almıştık ve ben bir daha öyle bir peynir yemedim! Asla da abartmıyorum ayran ve peynir hakkında...
Bir de el yapımı topaçlar vardı!
Giderken çay içtiğimiz bu mekana dönüş yolunda da uğradık ve bu defa alışveriş yaptık.
Adresi: Silifke-Konya karayolu 27.km(Ortaören köyü).
Bir de hemen yanında mescit- cami karışımı bir bina var. Adı da en sona kaldı: DANYAL ATEŞ'İN YERİ.
Eğer yolunuz düşerse mutlaka uğrayın, KEKİKLİ AYRANdan için. Bir de benim için tarifini isterseniz çok iyi olur :))
Ayrıntılı bilgi için, bu blogta da aynı yer anlatılıyor: http://kitchensweetkitchen.blogspot.com/2009/09/blog-post.html
Hamilelik, doğum, kilolar, ev işleri, pasta börek gibi erkekleri bayan, kadınların ise vazgeçilmezleri olan konulara engin birikimimle burada değineceğim :)
Bebekler İçin Ürün Tavsiyesi: ÖNLÜK
Bebeğinizin için nice umutlarla alıp hiç kullanamadığınız ürünler olduğu gibi tepe tepe kullandıklarımız da var elbet. Burada bazı deneyimlerimle annelere yardımcı olmak, fikir vermek istiyorum.
Bebekler için olmazsa olmaz bir gerek ÖNLÜK! Benim oğlan gibi kıpır kıpırsa çocuğunuz normal önlükler sizi kesmemektedir. Ben de IKEA'dan aslında 3-4 yaş çocukları için BOYAMA ÖNLÜĞÜ olarak üretilmiş önlükten aldım. Bir pakette 2 tane var, bir kırmızı bir mavi. Fiyatı da gayet uygun. Çok memnun kalınca bir paket daha aldım :).
ARTILARI:
1-Buluz gibi giyildiğinden vücudun üst kısmını ve kolları kapatıyor. Yeme faslının sonunda önlüğün her tarafındaki izleri görünce "İYİ Kİ GİYDİRMİŞİM YAW!" diyorum sürekli.
2- Kumaşı incecik ve sentetik. Yemekten sonra hemen muslukta yıkıyorum çok kısa sürede kuruyor.
3- Alttaki cep kısmına da kırıntılar veya hızla akan muhallebi halıya ulaşmasan giriyor. Önlükte ALT CEP ÖNEMLİ!
EKSİLERİ:
1- Su geçirmez kumaş değil. Onun için eğer uzun süre karpuz türü ıslak birşey yerse altına geçebiliyor. Öyle durumlarda çok bekletmemek gerekiyor.
2- Bir yaşındaki çocuğa biraz büyük geliyor. Malum yapılış amacı ETKİNLİK ÖNLÜĞÜ ama olsun, bunu pek sorun olarak görmüyorum.
Bebekler için olmazsa olmaz bir gerek ÖNLÜK! Benim oğlan gibi kıpır kıpırsa çocuğunuz normal önlükler sizi kesmemektedir. Ben de IKEA'dan aslında 3-4 yaş çocukları için BOYAMA ÖNLÜĞÜ olarak üretilmiş önlükten aldım. Bir pakette 2 tane var, bir kırmızı bir mavi. Fiyatı da gayet uygun. Çok memnun kalınca bir paket daha aldım :).
ARTILARI:
1-Buluz gibi giyildiğinden vücudun üst kısmını ve kolları kapatıyor. Yeme faslının sonunda önlüğün her tarafındaki izleri görünce "İYİ Kİ GİYDİRMİŞİM YAW!" diyorum sürekli.
2- Kumaşı incecik ve sentetik. Yemekten sonra hemen muslukta yıkıyorum çok kısa sürede kuruyor.
3- Alttaki cep kısmına da kırıntılar veya hızla akan muhallebi halıya ulaşmasan giriyor. Önlükte ALT CEP ÖNEMLİ!
EKSİLERİ:
1- Su geçirmez kumaş değil. Onun için eğer uzun süre karpuz türü ıslak birşey yerse altına geçebiliyor. Öyle durumlarda çok bekletmemek gerekiyor.
2- Bir yaşındaki çocuğa biraz büyük geliyor. Malum yapılış amacı ETKİNLİK ÖNLÜĞÜ ama olsun, bunu pek sorun olarak görmüyorum.
Nasıl Tutcam, Nasıl Etcem Derken Tuttum Gitti! :)
İki yıldır hamilelik ve emzirmeden dolayı oruç tutamayan ben, bu ramazan nasıl oruç tutacağım konusunda çok endişelendim. Çünkü normal günde bile susuzluk çeken, ancak çayla kendine gelen bir bünyem vardı. Bir de hala emmekte olan ve yemek yemeyi reddeden bir oğlum...
Bu kara kara düşüncelerle beklenen gün geldi çattı. İlk sahurda boool miktarda su, ilk oruçta rölantide bir gün geçirdim. Tüm gün " hala iyiyim", " aaa hala şuurumu kaybetmedim!" şeklinde şaşırmalarla saatler ilerledi... Son 1-2 saat ayakta dengede durma sorunu yaşadım sadece.
Ve AKŞAM EZANI okundu! İnanamadım, şok haliyle kaldım bir an :). Sonra da taze sıkılmış vişne suyunu diktim kafaya!!!
Eveeett Çok şükür korktuğum kadar olmadı. Rabbim yardımını esirgemedi. En çok korktuğum ilk günü başarıyla atlattım. Artık korkmuyorum senden ey ORUÇ! Ben de seni tutayım, sen de beni tut inşallah!
Kıssadan Hisse: Orucu gözünüzde büyütmeyin. Azcık iradenize sahip çıkın. Şeytan bizi psikolojik olarak yıkmak istiyor , yok efendim çok sıcakmış da günler çok uzunmuş da, ona papuç bırakmayın. Tutun gitsin!
NOT 1 : Yine kınadığım başıma geldi! 5-6 yıl önce bir arkadaşım, bir tanıdığının Ramazan'da yıllık izin alıp evde oruç tuttuğunu söylemişti. Çoook gülmüş bir de herkeslere anlatmıştım NE KOMİK YAAA diyerekten.... Pişmanım... Başıma geldi.... Yıllık izne ayrıldım. Yuppi!!!
NOT 2: Mahallemizin davulcusu da ( saat 2'de başlamasına rağmen) gayet başarılı. Avrupa birliğine felan girmeye niyeti yok. Gayet oynak bir melodi ve bangır bandır tokmak sesiyle bizi uyandırıyor. Aman oğlan uyanmasın diye camları sıkı sıkı kapıyorum hemen!
Kirli, Mutlu, Çocuklu!
Annelik üzerine bir gönderi.
Annenin en temel görevlerinden biri de elbette bebeğinin karnını doyurmaktır. Bunu Allah vergisi ana sütüyle sağlamanın yanı sıra bir süre sonra ek gıda zaruret haline gelmektedir. bu ne yaa akademik bir dil mi kullanıyorum ne?
Eğer çocuğunuz benimkisi gibi İLLA KENDİM YİYECEĞİM diyorsa seçenekler şunlardır:
1- siz zorla yedirirsiniz, etraf temiz kalır, ama çocuk psikolojik ve sosyolojik olarak uzun vadede çooook sıkıntılarla karşılaşır.
2- Kendisinin yemesine izin verirseniz,
Çocuğunuz yemek yerken sadece ağzı ile bu eylemi gerçekleştirememekte aynı zamanda tüm kıyafetleri, kafası, saçı hatta çorabı bile YEME eylemine bil fiil iştirak etmektedir. Keşke bu kadarla kalsa! Bir de ev ciheti var; halı, koltuk, sandalye, duvar vb... Bu kadar mı? Ne yazık ki hayır. Sürekli, sizinle irtibat halinde olan yavrucuğunuz sizin üstünüzü başınızı da bir güzel batırır. Üst baş derken mecazi anlamda değil gerçek anlamda! Saçlarınız muhallebi oluverir bebeğinizin o minicik elleri sayesinde...
Bu durum üzerine iki seçenekle daha karşılaşırsınız:
A- İdeal olanı, her yemek sonrası bebeğinizi ve kendinizi banyoya, tüm kıyafetleri de kirliye atmaktır. Bir de halıları silmek felan...
B- Ben bu ideal olanı yapacak gücü kendimde görmediğimden B şıkkını uygulamaktayım şöyle ki: Önlüklerin en kocamanından almak, çocuğu zapdedebildiğim müddetçe mama sandalyesinde oturtmak, yemek sonrası saçlar da dahil olmak üzere yüzünü, elini yıkamak, kıyafetlerini ve kıyafetlerimi silmek... bebeğimin sadece mutfakta ve balkonda yemesine izin veriyorum, mutfak halısını zaten gözden çıkardığım için çok sorun olmuyor... Bu gün az biraz özgürlük vereyim dedim, yatağın çarşafın arasından köfte çıktı! Çarpılcaz bu gidişle... Özgürlük var ama sınırlı özgürlük. Mutfak ve balkonda döksün, saçsın, yesin, içsin...
Böyle yazınca sanki çok bir yiyormuş gibi oldu... Yediğinden değil, eğlencesinde o, 1 kaşığın çeyreğini yer, 3 kaşığı etrafa atar...
Anaokuluna hatta ilkokula giden kocaman çocukların ağzına anneleri yemek veriyor veya da tabakla peşinden koşuyor. Amman kınamayalım şimdi de.... :) İnşallah ben öyle bir anne olmam. ( Şu an ben de tabakla peşinden koşuyorum ama büyüyünceyi kasteddim.) İşte bu yüzden döksün saçsın kendi yesin taraftarıyım!
Başta şunu kabul etmek lazım. Bu çocuk pasaklı, ben de anası olarak saçaklı saçaklı ortalıkta dolanacağım. Mutfak halısının desenleri yemek lekeleriyle güzel bir sentez oluşturacak. Her sabah giydiğim ve giydirdiğim kıyafetler akşama kadar 3-5 kez mutasyona uğrayarak renkten renge desenden desene girecek. Ve ben tüm bunları ÇOK NORMAL olarak kabul edeceğim. İşte bunu başarırsak çocuğumuzu da kendimizi de yıpratmamış oluruz.
Bu yazı da çok hoşuma gitmişti. Buraya CUK oldu şimdi! Kendimizi mi kandırıyoruz bilmem ama...
Ahhh ahhh dinlemiyoruz Allah'ın Rasulünü sonra geliyor başımıza. " "Kınamayınız, kınadığınız şey başınıza gelmedikçe ölmezsiniz" buyuruyor bir hadis-i şeriflerinde. Ben neyi mi kınadım? Bir yakınımızın çocukları elinde ekmekle evi fır dolanıyordu tüm gün işte onları... Aslında çocukları değil de annelerini kınamıştım " Niye çocuklara besleyici bir şey yedirmiyor?" diye... İşte şimdi başımda. Bizimkisinin en sevdiği şey elinde kuru ekmekle gezmek!
Bebek Bezi ve Boykot
Bebek deyince ile akla gelen şey elbette ki BEBEK BEZİdir! İdealist anne ayaklarında olan ben YIKANABİLİR bebek bezlerini çokça incelemiş, ciddi ciddi düşünmüş ama cesaret edememişimdir. Ben normal çamaşırlarımızı zor yıkayıp, kuruturken bir de bu bezlerle baş edemeyeceğimi düşündüm. Ama kendine güvenen annelere tavsiye ederim. Malum her bebek bezi doğada bilmem kaç yüzyılda yok oluyor..... Türkiye'de bu bezleri bir iki firma çıkarıyor, google amcaya bir danışın derim.
Bebeğime bez seçerken de BOYKOT ürünü olmamasını dikkate aldım. Şuan piyasada en iyi olduğu söylenen PRİMA boykot malları listesinde zaten, bunu herkes biliyor ama pek umursamıyor ne yazık ki...
Bu bez seçiminde beni esas şaşırtan ise şu oldu. Bebek bezi piyasasından haberim olmadığından CAN BEBEyi Türk malı zannediyordum. HACI ŞAKİR misali ismine aldandım yani. Ama bir baktım ki yüzde yüz yabancı firma!
Kullanabileceğim markalar belliydi MOLFİX, EVY BABY, BABY STAR. Hepsinin isimlerinin GAVURCA olması da ayrı biz yazı konusu...
Markette MOLFİX'in en küçük boyunu bulabildiğim için MOLFİX'e başladım ve memnun kaldığım için devam ettim.

ÜLKER grubuna ait olan BABY STAR'ı merak ettiğim için uzun aralıklarla iki paket kullandım. Molfix'in daha kaliteli olduğunu söyleyebilirim. En önemlisi Baby Star'da esnek yan bantlar yok.
Şimdi gelelim tekrar PRİMA'nın en iyi bez olduğu muhabbetine... Ben de bir kaç kez arkadaşlardan almak suretiyle prima kullandım ( Yani oğlum kullandı :), sordum oğluma çok memnun kalmış :) ). Prima'nın daha kaliteli olduğu kesin. Ama daha az kalitelisi yani MOLFİX de benim işimi görüyor. Sürekli prima kullanan bir yakınım MOLFİX'e başladı bebeği pişik oldu. Ben de ona dedim ki " Benimki baştan beri MOLFİX kullanıyor, pişik falan da olmuyor, senin ki PRİMA'nın lüksüne alışmış :)."
Bir de ben biraz pimpirikliyimdir elin gavurunun yaptığı malın bebeğimin cildine ha bire temas etmesini, istemem!
Yerli malı yurdun malı, herkes onu kullanmalı! :)
NOT: Ne zamandır elim varıp da yazamadığım bu yazıya vesile olan Bursalı anne adayına teşekkür ederim :) .
Anne Sütü Mucizesi
, k
Allah'ın en büyük mucizelerinden biridir ANNE SÜTÜ! Hem anneye kolaylık, hem bebeğe sağlıktır! Ağlayan bebek için susturucudur. Bu sayede gece gece mama hazırlama derdine düşmeden, yarı uyur yarı uyanık olarak sakinleştiriverirsiniz bebeğinizi.
Her daim hazırdır, ılıktır, anti baktiriyeldir, hijyeniktir, sağlıklıdır, bedavadır.... Bilinen şeyleri sıralamak istemiyorum uzun uzun...
Hele benim oğlum gibi asla yerinde duramayan, kucağınızda oturma alışkanlığı olmayan kıpır kıpır bir evlada sahipseniz ancak onu emzirirken kucağınıza alıabilirsiniz. Ancak bu sayece bebeğiniz ile yakın temasa geçer, onu sever, onunla konuşur, onun için seslice dua edebilirsiniz.
Kur'an'da yüce Rabbimiz iki yaşına kadar emzirmemizi tavsiye eder.
"- Anneler, çocuklarını, emzirmenin tamamlanmasını isteyenler için tam iki yıl emzirirler. Çocuk kendisine ait olan babaya da emzirenlerin yiyecekleri ve giyecekleri geleneklere uygun olarak bir borçtur. Bununla beraber herkes ancak gücüne göre mükellef olur. Çocuğu sebebiyle bir anne de, çocuğu sebebiyle bir baba da zarara sokulmasın. Varise düşen de yine aynı borçtur. Eğer ana ve baba birbirleriyle istişare edip, her ikisinin de rızasıyla çocuğu memeden ayırmak isterlerse kendilerine bir günah yoktur. Eğer çocuklarınızı başkalarına emzirtmek isterseniz vereceğinizi güzel güzel verdikten sonra bunda da size bir günah yoktur. Bununla beraber Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görür. BAKARA SURESİ 233"
Emretmez, tavsiye eder. Ama Rabbin tavsiyesini ben emir telakki ederim ve inşallah iki yaşa tamamlamayı istiyorum.
Eğer ki Allah EMRETSEYDİ bizim için FARZ olurdu. Ve o zaman bebeğini çeşitli nedenlerden dolayı iki yaşına kadar emziremeyen anne günahkar olurdu. İşte Rabbimiz her şeyi bildiği için, olabilecekleri bildiği için emretmiyor, tavsiye ediyor...
Ayette bir diğer dikkat çekici nokta "emzirmenin sonlandırılmasına ANNE- BABANIN beraber karar vermesi". Demek ki ne kadar ÖNEMLİ bir unsur ki, ana baba ortak karar almalı!
İlk altı ay sadece anne sütü diyen ve uygulayanlardanım! Ve şuan 13 aylık olan oğluma HİÇ HAZIR MAMA YEDİRMEDİM diye gurur duyanlardanım. Aslında bu gurur duyulacak değil, OLMASI GEREKEN şey. Ama ne yazık ki marketlerde raflar dolusu, fabrikasyon mamalar boy göstermekte! Deemek ki tüketilmekte... Gerçekten çok üzücü....
Anne sütü bize Allah'ın REZZAK ismini ne güzel gösterir! Yani RIZIK VEREN! O minnacık masum bebeğin bünyesine uygun maması hazırdır doğardoğmaz!
Daha da muhteşemi bebeğin büyümesine göre sütün kimyasanın değişmesidir! Üç aylık bebeğin sütü ile 7 aylık bebeğin süt muhtevası farklıdır. Birini diğerine versen ya kabız olur ya ishal ya da gaz! Bunu öğrendiğimde Allah'ın yaratıcılığına olan hayranlığım kat kat arttı!
Anne olmak insana hiç yaşamadığı duyguları yaşatır, Rabbin azametine, kudretine, yaratıcılığına şahitlik dereceni arttırır. Tabi görmesini bilene!
Bebeğimin olması, Allah'ın varlığına dair gördüğüm en büyük delildir. Onu da burada anlatmıştım.
Evlatlarımız alim olsun, salih olsun, takva sahiplerine örnek olsun! AMİN!
Bebek Bakımı ve Boykot
Doğum yaklaştıkça bebek için hazırlıklar da hızlanır... Bebeği için herşeyin en iyisini, en doğalını kullanmak ister tüm anneler. Bir de benim gibi Amerikan, İsrail vb. mallarını BOYKOT ediyorsanız işiniz hayli zordur! Özellikle kozmetik ve temizlik sektöründe gavurlar almış yürümüştür ne yazık ki...
İşte bu yüzden bebeğimi beklerken, markette görüdüğüm KOMİLİ BEBEK ürünlerine ganimet bulmuş gibi çoook sevinmiştim! Komili'nin ÜLKER bünyesinde olduğu malumunuz. hatta sabunun arkasında kocaman kızmızı ÜLKER logosu var. Sabunda biraz sırıtmış, insanın kutuyu açıp yiyesi geliyor bu yüzden :))
Velhasıl-ı kelam bizden bir marka olan KOMİLİ'nin BEBE ŞAMPUANını, BEBE SABUNUnu ve PİŞİK KREMİni kullanmaktayım ve tavsiye etmekteyim.
Bebe yağı ve losyonu kullanmıyorum. Zeytin yağı özlü losyon yerine halis muhlis zeytin yağının ta kendisini kullandım. Pişik kremi yerine de zaman zaman zeytin yağı kullanıyorum. Doğalı varken, kimyasallara hiç gerek yok!
NOT: Hazır yerli malını bulmuşken Komili'nin yetişkin şampuanını da kullanmaya başladık. Tek eksiğimiz DİŞ MACUNU!
( KOMİLİ'den reklam ücreti olarak bir set rica ediyorum :)) )
Subscribe to:
Posts (Atom)







